|
KOROZYON
Korozyon endüstride kullanılan bütün cihaz ve
malzemelerin işletme ömürlerinin azalmasına ve üretim veriminin
d
üşmesine neden
olan endüstrinin temel ve hayati bir sorunudur. Bütün ülkelerde olduğu
gibi,ülkemizde de ulusal gelirden büyük kayıplara neden olmaktadır. Korozyonla
mücadele edilerek bu kayıpların önlenmesi; öncelikle mühendislerimizin korozyon
konusunda eğitilerek yeterli teknik bilgi kazanmaları ile mümkün olacaktır. Ne
varki ,ulus olarak bu konuda yeterli çabayı gösterdiğimiz söylenemez.
Mühendislerimiz, üniversitelerimizde korozyon konusunda bilinçli olarak
hazırlanmadan hatta bir çoğu korozyon dersi bile almadan mezun olmaktadır. Bu
mühendisler endüstride karşılaştıkları korozyon olaylarını bırakınız önlemeyi,
olayın nedenlerini belirlemekte bile güçlük çekmektedirler.
Korozyon, endüstrinin temel sorunu
olarak gün geçtikçe önem kazanmakta ve korozyonla savaş bütün mühendisler için
kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmektedir.Ancak korozyonun,metallerin doğada
bulunan stabil hallerine dönme isteğinin sonucu oluşan doğal bir olay olduğu
gözden uzak tutulmamalıdır. Korozyonu tam olarak yok etmek mümkün değildir.
Korozyonla mücadelenin amacı ,bilim ve tekniğe dayanan koruyucu önlemler alarak
metalik yapıların işletme ömrünü belli sürelerde artırmak olabilir. Bu sitenin
korozyonla mücadele edecek bütün mühendislerin en büyük yardımcısı olacağını
ümit ve temenni etmekteyiz.
|
|
Hızla büyüyen dünya nüfusu ve gelişmekte olan
ülkelerin hayat standartlarını iyileştirme talepleri enerji ihtiyacını günden
güne artırmıştır. Dünya fosil yakıt tüketim oranlarına bakıldığında bu oranların
ülkelerin sosyo ekonomik gelişmişliklerine göre değişiklikler gösterdiği
görülmektedir.
Ancak dünya enerji talebini karşılayan bu
fosil yakıtların yavaş yavaş tükeniyor olması ve emisyonlarının çevre sağlığını
olumsuz etkilemesi alternatif enerji kaynaklarına yönelmeye neden olmuştur. İşte
bu noktada biyodizel, dizel yakıta eşdeğer motor performansı ve depolama ve
taşımadaki kolaylığı ile dizel yakıta alternatif yakıt olarak karşımıza
çıkmaktadır. Büyük oranla ticari ve tarım araçlarında kullanılan dizelin yerini
biyodizelin alması, yanma emisyonlarının çok daha düşük olması nedeniyle çevre
sağlığı açısından da çok büyük önem arz etmektedir.
Biyodizel, bu gibi özelliklerinden dolayı önce AB den destek görmüş, Avrupa’da
başarı kazandıktan sonra ABD’de de dizel motorlar için önemi artan bir enerji
kaynağı olmuştur.
Son yıllarda hızla artan biyodizel kullanımı birçok
gelişmiş ülkenin enerji politikası içinde yerini almıştır. 1988 yılında küçük
bir çiftçi kooperatifinin Avusturya'da 500 ton/yıl kapasiteyle kurduğu ilk
biyodizel üretim tesisinde üretilmeye başlayan biyodizel, 2003 yılı itibarıyla
tüm dünyada toplam 3 milyon ton üretime ulaşmıştır.
|